Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "İmam hatip okullarını üçüncü kez açan kişi Recep Tayyip Erdoğan'dı. İmam hatip okullarının üçüncü kurucusu Cumhurbaşkanımızdır" dedi.Bakan Tekin, imam hatip okullarının yeniden açılışının 75. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen 'İlimle, İrfanla, Başarıyla: 75 Yıl' temalı program ve '6.
Başarılı Örnekler Sergisi'ne katıldı. Ankara Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığında düzenlenen programda konuşan Bakan Tekin, 28 Şubat döneminde uygulanan kısıtlamalar ve katsayı engeli nedeniyle imam hatip okullarının ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde imam hatip okullarının yeniden güçlendiğini ifade eden Bakan Tekin, Türkiye'de eğitim altyapısının ve akademik başarının geliştirildiğini ifade etti.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile milli ve manevi değerlerin eğitim müfredatına dahil edildiğini vurgulayan Bakan Tekin, çocuklarda kardeşlik ve birlik bilincini güçlendirmeyi amaçladıklarını belirtti. Terörsüz Türkiye sürecine de değinen Tekin, toplumsal kardeşliğin yeniden inşasının ve genç nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti."Bu coğrafyada din adamı ve bilim insanı yetiştirmek için çok köklü eğitim kurumlarımız var"Türkiye'nin birçok konuda insan yetiştirmeyi başardığını belirten Bakan Tekin, "Belli bir yaşa gelmiş insanlar, yaşadıkları tecrübeleri mutlaka genç kuşaklara aktarmak zorunda ki ülkemiz, milletimiz ve devletimiz bir daha benzeri sorunlarla karşı karşıya kalmasın.
Üzerinde yaşadığımız coğrafya, binlerce yıllık dünyanın en kadim milletlerinden bir tanesi olarak bizlerin vatan kıldığı bir coğrafyadır. Bu coğrafyada din adamı ve bilim insanı yetiştirmek için çok köklü eğitim kurumlarımız var. 1930'lu yıllarda tek parti döneminde imam hatip okulları kapatılır.
Aradan yaklaşık 17 yıl geçer. 1947 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı toplanır. Toplanan kurultayda tartışma başlıklarından bir tanesi 'köylerimizde cenazelerimizi yıkayacak kimse kalmadı' diye bir tartışma ortamı olur ve bu tartışma ortamında dönemin siyasal iktidarı toplumsal bir talebi nasıl çözeceğini tartışmaya başlar.
14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi, rahmetli Tevfik İleri'nin Milli Eğitim Bakanı olması ve Mahmut Celalettin Ökten hocamızın girişimleriyle 1951'de imam hatip okulları ikinci kez açılır. Sonra toplumsal talep imam hatip okullarında devam eder. Okullar açıldıkça vatandaş okullara çocuklarını gönderir ve 1990'lı yılların ikinci yarısına gelindiğinde Türkiye'de yaklaşık olarak 100 lise öğrencisinin yaklaşık 40 tanesi meslek lisesine, yaklaşık 10 tanesi imam hatip okullarına gider hale gelir" diye konuştu."Bu ülkede güya eğitimi en iyi bildiğini iddia eden bir grup asker topladılar"28 Şubat sürecinde Türkiye'nin zor günler yaşadığını dile getiren Bakan Tekin, "28 Şubat 1997 gecesi bir şey oldu.
Bu ülkede güya eğitimi en iyi bildiğini iddia eden bir grup asker, güvenlik kurulu adı altında kurul topladılar ve dediler ki 'Biz her şeyi siyasetçiden de, milletten de, sivil toplum örgütlerinden de daha iyi biliyoruz. O yüzden bu okullar tehlikeli. Biz bu okulların ortaokullarını kapatıyoruz.' 28 Şubat'ta yaşanan şey budur ve üzerine 'Ortaokullarını kapattık, yine göndermeye çalışırlarsa ne yapacağız' dediler, bir de katsayı engeli getirdiler" şeklinde konuştu."İmam hatip okullarının üçüncü kurucusu Cumhurbaşkanımızdır"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imam hatip okulları için birçok şey yaptığını vurgulayan Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "İmam hatip okullarını üçüncü kez açan kişi Recep Tayyip Erdoğan'dı.
İmam hatip okullarının üçüncü kurucusu Cumhurbaşkanımızdır. Bir imam hatip mezunu olarak Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. 2014 yılından itibaren imam hatip okullarında bazı adımlar attık ve değişiklikler yaptık.
Bunun neticesinde sadece imam hatip okullarında değil, Türkiye'de bütün okullarımızda akademik niteliği, kaliteyi, insan kaynağını ve fiziki altyapıyı güçlendirdik. Bunun en bariz örneği şudur: 2002-2003 eğitim öğretim yılında Türkiye'de kaç sınıf vardı? Bir derse kaç öğrenci düşüyordu?
Bir öğretmene kaç öğrenci düşüyordu? Bu rakamları koyarsınız, bir de 2026'daki rakamları koyarsınız. Türkiye'nin nereye geldiğini görürsünüz.
Bir başka örnek ise 2003 yılında Türkiye, OECD'nin yaptığı PISA sınavına girdi. Türkiye'nin nereden nereye geldiğini görmek için 2003'teki sınavda kaçıncıymışız, 8 Eylül'de açıklanan sınavda kaçıncıymışız ona bakmak lazım. 2003'teki sınavda 38 OECD üyesi ülke arasında hiçbir alanda ilk 30'a giremiyoruz. Bugün 8 Eylül'de açıklanan sınavda 91 ülke içerisinde ilk 15'in içindeyiz."



